Size de olur mu bilmem? Bazı sabahlar enerjisiz, umutsuz, huzursuz uyanırım ve aniden o haberle karşılaşırım: Enerjisiz, umutsuz, huzursuz eden o haberle…
Bu sabah da öyle oldu; hatta birkaç sabahtır dünya bana dar gelmeye başlamış, bedenim yanardağ misali bir sıkıntıyı püskürtmeye hazırlanırcasına sıkışıyordu.
Sosyal medyada dolaşırken nedenini anladım; keşke anlamaz olaydım…
Çocuklar…Dünya üzerindeki en saf insan modelleri, pis emellerin elinde oyuncak olmuş, bizlerse hiç habersiz ama tüketim hastalığının sarhoşluğunda bu emellere hizmet ediyormuşuz.
Meğer internet, sanal alışveriş, sözde kolaylık v.s. tam bir palavra, paravanmış! Asıl amaç kötülere daha hızlı ve zahmetsiz hizmet edilmesiymiş!
Yetişkin olmanın en zor yanı, kötülüğün olduğunu bilmektir; ben de bilirim. Hatta hayatın siyah ve beyazın, gece ve gündüzün, fırtına ve meltemin dengesinden oluştuğunu kendime de öğrencilerime de zaman zaman yazılarımda sizlere de söyleyen benim…
Ancak kötülüğün boyutlarının ulaşılamayacak kadar büyük olması, bu konuda hiçbir şey yapamama, ufukta bir ışık görememe, farkında ve resmi kuş bakışı görerek içinde bulunduğun koşulları yaşamak zorunda kalma durumları bazen fazla zorluyor beni.
Genelde siyaset, ticaret v.s. konularında olaylara duygularımı karıştırmadan izlemeyi seçerim ki; hissettiklerim ve gördüklerim beni aşağıya çekmesin; ama bu seferkinde duygularım aldı başını gitti.
Sosyal medyada attım çığlıklarımı; Çekin o pis ellerinizi, gözlerinizi küçücük çocuklardan diye, hiç faydasının olmayacağını bilerek. Sadece içimde birikip patlamasın diye, dayanma gücümün azaldığını paylaşmak için…
Aslında Maviydi Terk Eden romanımın son sayfasında demiştim ki;
“İnsan, nankör bir varlıktı. Çıkarcıydı…İyiler, kötülere o yüzden yeniliyordu. Çünkü herkesi kendi gibi biliyor ve güveniyorlardı. İyiyi kandırmak çok kolaydı. İyi, kötüyü yok etmek yerine, ona bir şans daha verir ve dönüşeceğini, değişeceğini umut ederdi. Oysa kötü, iyiyi kullanır ve asla onu yok etmekten çekinmezdi. Bu nedenle iyilerin hürmetine dönen dünyada hep kötüler kazanırdı.”
Bugün insan olmaktan utanıyor ve insanlardan uzak olmayı tercih ediyorum.
Kötülüğün içinde yaşamanın acısını iliklerime kadar yaşıyor ve iyiliğin bir an önce ışığının çoğalmasını diliyorum.
Daha fazla o minik bedenlere zarar gelmesin… Acı çekmesin…Işıkları sönmesin istiyorum.
İsteğimin pek çoğumuzunkini yansıttığını bilerek…Derin sızılarda can çekişerek…
Ama sonucun değişeceğinden maalesef emin olamayarak; yine de dualar ve isyanlardan vaz geçmeyerek…
Çimen Erengezgin – 13.07.2020 – Foça


Bir Yorum Yaz