Güneşin bulutların ardında kaybolmasıyla ortaya çıkan rüzgârın esintisi, komşunun bahçesindeki elma ağacından bir yaprağın önce havada süzülmesine, ardından da bahçe duvarına usulca konmasına neden oldu.
Kahverengi, kurumuş, içine doğru büzülmüş yaprak, tek başınalığında vakur bir duruş sergiliyordu.
Ne ağaç o yaprağın dalından kopmasına isyan etti ne de yaprak gitmemek için diretti.
Mevsim sonbahardı; tüm yapraklar kurumaya yüz tutmuştu. Zaman değişim zamanıydı.
Beyaz bahçe duvarının üzerinde bir süre sakince durdu; sanki bundan sonra ne yapacağına ne olacağına karar verir gibiydi…
Sonra ikinci bir rüzgâr dalgası onu bu duraksamasından aldı, kararsızlık doğanın özünde yoktu; her şey mükemmel bir döngünün parşömenine çoktan yazılmıştı. Yaprak, yeşil fare kulaklarının kaplamış olduğu yere doğru savruldu.
Daha önce aynı evrelerden geçen diğer kuru yaprakların arasına karıştı ve varoluşundaki duruşunu toprağın üstünde duranlarla bir kıldı.
İlkbaharda elma ağacının dallarındaki pek çok parlak yeşil yapraktan biriydi, sadece dikkatlice bakan gözlere varlığını ifade etmişti, geri kalan için ağacın bütününden ibaretti.
Sonbaharın başlangıcında dökülmeyi bekleyenler arasındaki sarı yapraklar arasındaydı.
Sonbaharın sonlarında dalında kalmayı başaran tek tük kırmızı kahverengi yapraktan biriydi.
Tek başına düştüğünde kahverengiydi, parlaklığını yitirmiş, solmuştu.
Diğerlerinin arasına karışmakla, en baştaki gibi, onlarla bütün oldu.
Yitti…
Çimen Erengezgin 25.10.2020 Foça
Mevsim sonbahar, hissedilense yaz…


Bir Yorum Yaz