Aynadan yüzüme bakarken arkamda duran kadının gözlerinde acıma ile tiksinme arasında yaşanan gelgitleri görmek… Daha önce hiç kimse bana böyle bakmamıştı!
Ne acındırmıştım kendimi oysa ne de tiksinilecek kadar aşağılanacak bir davranışım olmuştu, hatta başımı şöyle eğip koltukaltımı hafifçe kokladım bile…Yok kokmuyordum…Zaten bedenime duyduğum saygı nedeniyle her gün duş yaparım; sokağa çıksam da çıkmasam da temiz olmak önemli benim için.
Peki o zaman bu kadının üzerinde hakim olan bu duyguların oluşmasına neden olacak ne yapmış olabilirim?
O gözlerdeki değişime tanık olmak çok canımı yaktı doğrusu…Oysa onu hiç tanımıyorum.
2 Ay Önce
Son dönemlerde pek popüler olan bir ressamın sergisindeyim; canım biraz sıkkın, hatta hafif de soğuk algınlığım olduğu için buraya gelmekle gelmemek arasında bir hayli tereddütte kaldım; ama ne var ki neredeyse camianın tamamının yer alacağı ve olmayanların isminin sosyal medyada anılmayacağı bu ortamda bulunmak adına ne hastalığımı ne de can sıkıntımı ciddiye alamayacaktım.
Herkes konuşulurken, benim içinde yer almadığım bir sosyal etkinlik olmamalı…hele de şu sıralar. Yeni şarkım çıkmak üzere. Dün son okumalarımı yaptım stüdyoda. Yarın tanıtım için çekimler yapılacak. Sonra da sırada dijital ortamda yer alması için şirketlerle görüşme toplantıları ve lansman gecesi düzenlemeleri var.
Son şarkımın yeterince ilgi görmemesi nedeniyle benim kadar menajerim de gergin; söylediğine göre sponsorum bu sefer beni desteklemek için eskisi kadar hevesli değilmiş! Yeni bir sponsor bulmak da zor: malum ekonominin durumu pek parlak sayılmaz bu günlerde.
Yani bir şekilde popüler olmanın yollarından sapmamam gerekiyor; aslında hiç de yetenekli olduğunu düşünmediğim ama destekçileri sayesinde sergilerinde çok yüksek fiyatlara sözde sanat objelerini satan bu “sanatçı”nın sergisinin lansmanında yer almalıyım.
Birkaç gün önce herkesin gözü önünde eski kocası tarafından öldürülen kadının katilinin iyi halden serbest bırakılmasına isyan etmem, bazılarının canını sıkmış, menajerim öyle diyor. Fazla ileri gitmişim. Ben işime bakmalıymışım. Hemcinsimin keyfi katledilmesine ses çıkarmak bana mı düşmüş!
Bazen diyorum, “başlarım sizin paranıza, şöhretinize, popülerliğinize!” ama işte içimdeki şarkı söyleme isteği, şarkı besteleme güdüsü ne olacak o zaman? İsyanlarım bu sistemi değiştirebilecek mi? Ben o sahneye çıkmazsam, o alkışları duymazsam yaşayabilir miyim?
İşte, diyor menajerim, o nedenle sus ve işine bak. Geçen şarkıda da sokak hayvanlarının gördüğü işkence için kendini kaybettin, sonuç bu: Unutulacaksın! Sponsor bulamayacağız, çıkacak sahne ve şarkını yayınlayacak dijital platform da!
Ve buradayım…Hiç haz etmediğim insanlara gülümsüyor, saçma sapan konuşmalarına katılıyorum. Sanat adını verdikleri saçmalıklara övgüler yağdırıyorum. Çekilen fotoğraflarda en sevimli halimle yer almak için çaba sarf ediyorum.
Kalbim ağrırken, yüzüm gülüyor; çünkü yakında yeni şarkım yeniden dinlensin istiyorum!
1 Hafta Önce
Kimseye söylemeden evimin yakınındaki parka geldim. Hava serin ama ağaçların şifasına ihtiyacım olduğunu hissediyorum.
Dünkü sponsor toplantısında bir daha aşırı tepkilerle dikkatleri üzerime çekmeyeceğime dair söz verdim sponsor firmanın yetkililerine. İkiyüzlülüğün dibine vurmanın çaresizliğinde, kalbimin kırılma sesleri çınlattı kulaklarımı; kimselerin duymadığı…
Sözler verildi…imzalar atıldı…haftaya tüm medyada yeni şarkımın anonsu yer alacak…
Posterler, televizyon ve youtube kanalı programlarına çıkma anlaşmaları, imza günleri, konser sözleşmeleri…Hepsi tamam…Bir ben eksiğim.
Bir ben nefes alamayacak kadar oksijensizim…
Bir ben kendime bu derece uzağım…
Yürümeye devam ediyorum parkta. Erken saatlerde kimseler olmuyor. Sık sık kaçar gelirim buraya. Yürürken her bir ağaca bakar, yeşiline sığınır, elimi bazılarının gövdesine dokundururum. Bazen onlarla konuşur, dertleşirim.
Bilirim söylemeseler de dinlerler, şifa verirler bana. Yürürken sağımda yer alan kocaman bir çınar ağacına dayanamadım sarıldım bu kez. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak içimdekileri boşalttım. Sonra birileri gördü mü duydu mu endişesiyle etrafa bakınırken, yüzümü elimin tersiyle silmeye çalıştım ve hızlı adımlarla ayrıldım parktan.
Haftaya şarkı piyasaya çıkacak…Evet heyecanlıyım ama mutlu muyum?
Bugün
Lansman gecesine hazırlanırken her zamanki makyözüm yurt dışında bir işe gittiği için yine işinde iyi olduğu söylenen ama daha önce hiç çalışmadığım biri makyajımı yapıyor. Kadın işin ehli belli. Şöyle yüzüme baktı, ne istediğimi sordu ve maharetli elleri çalışmaya başladı.
İşi bittiğinde aynadaki aksimden bir hayli memnundum ki o bakışları gördüm.
Kadın bana yönelttiği gözlerindeki acıma ve tiksinti duygularını fark etmiş olacak ki; başını diğer tarafa çevirdi, hafifçe boğazını temizledikten sonra tekrar bana döndüğünde bu kez sadece gözleri vardı; duyguları çekilmişti.
Aslında egomun beni yönlendirdiği üzere, sinirlenmem sonra da bağırıp çağırıp ona haddini bildirmem ve odadan onu attırmam filan gerekirdi ama sadece soran gözlerle bakmakla yetindim: Neden?
“Ben” dedi kulağıma eğilerek “sadece makyaj uzmanı değilim aynı zamanda kamuflaj sanatçısıyım.” Hiç anlam veremediğim bu sözlerini fısıltıyla söylemişti. Boş boş bakan gözlerimi görünce devam etti “Ne kadar makyaj yaparsan yap, hangi maskeyi takarsan tak, oynadığın ikiyüzlülüğü kapatamıyorum.”
Sonra da çekip gitti…Ne başka bir şey söyledi ne de o günkü emeğinin karşılığını aldı…
Aynaya bakakaldım…Bir ben anlıyorum…bir ben görüyorum sanıyordum…
Kuaförüm saçlarımı yapmak için odaya girerken ayağının altında ezilen birkaç tane çınar ağacı yaprağı bulduğunu ve neden temizliğe dikkat edilmediğini söylenirken, ben aynada biri insanlığımı biri popülerliğimi yansıtan iki siluet görüyordum…
Çimen Erengezgin 08.12.2019
Martılar süzülüyor penceremin önünden.


Bir Yorum Yaz