Sıradan Bir Gün
Sarı’nın yüksek tondan havlamaları tüm sokakları yalayıp geçerken, güneşi saklayan gri bulutlar, yağacak yağmuru haberliyor. Güneşi, son birkaç günde olduğu gibi ara ara göreceğimizi umut ediyorum ilerleyen saatlerde.
Sarı, bizim mahallenin Efe köpeği. Bir nevi korumamız. Yabancılara aman vermeyen 4’lü bekçi grubunun en genç ve yaman üyesi. Grubun 2 tane yaşlı ama güçlü üyesiyle bir bacağını trafik kazasında kaybeden ama sevenleri sayesinde hayata tutunan Beyaz’ı var. Mahallede kuş uçurtmuyorlar. Onlar olduğu sürece geceleri rahat uyuyoruz.
Şimdilerde grubun yaşlı üyelerinden biri bacağı sakatlandığı için veterinerde. Her şeyin iyi olacağına duacı olarak, eksik üyeyi sağ salim beklemekteyiz.
Gökyüzündeki gri bulutların varlığı tembellik etme isteği doğuruyor ve pencereye sırtımı dönüp biraz daha uyumayı planlıyorum ama nafile. Hemen dışarıdan gelen tıkırtılara dönüp bakıyorum ve Badem’in penceredeki sinekliğe tırmanmaya çalıştığını görüyorum. Beni görünce duruyor ve yeşil gözleriyle tatlı tatlı bakıp miyavlıyor. Belli ki acıkmış minnoş. Akşam onun için bıraktığım mamaları bazen büyük kediler yiyince o da çareyi beni uyandırmakta buluyor.
Hemen hazırlanıp aşağıya iniyorum. Saat 08.00 ve sabahın soğuğu yüzüme çarpıyor. Daha sürgülü kapıyı açar açmaz pergoladan kendini aşağıya atıyor. Bazen başka bahçelere uğruyor ama belli ki bu sabah öncelik bizde. Mamasını iştahla yemeye başlıyor Badem, doyma seviyesine yaklaşınca da benim kucağıma sıçrıyor. Bu bizim sabah rutinimiz: Mama, kucak, mama, kucak şeklinde devam ediyoruz bir müddet. Sonra biraz oyun ve herkes kendi köşesine çekiliyor. Bir sonraki mama servisine kadar serbest zamanımız oluyor.
Belli ki çok acıkmış kuzum, hapur hupur yiyor onun için özel aldığım yavru kediler için hazırlanan yaş mamasını. Kucak, mama arasında sosun bulaştığı kaşığı yalamasına, kabın köşelerinde kalan et parçacıklarını küçücük patisiyle kabın ortalarına çekmesine keyifle bakıyorum. En çok da yaşattığı sevgi ve huzura bayılıyorum.
Şimdilerde 6. Ayını yaşayan, bedeni nispeten büyüyen ancak hâlâ küçük bir çocuk gibi olan, Yavru’luk vasfını kaybetmeyen bu kedi hayatımda ne çok şey değiştirdi.
Evde hayvanlar alemine sevgili kuşumuz Şeker’i kaybettikten sonra bir daha girmeye hiç niyetim yokken, üstüne kedi fobisi gibi büyük bir fobi barındırırken, Badem hayatımıza geldi; niyetleri, korkuları silip süpürdü.
Tatlı, yaramaz ve sevgi dolu Badem, var ol, sağlıklı ol. Hadi bakalım şimdi serbest zaman. Sen bahçede oyunlarına devam et, ben de yazılarıma döneyim.
Çimen Erengezgin 18.03.21 Foça


Bir Yorum Yaz