Kaplumbağa

450 300 admin
  • 5

Dün sıcaktan bunalan, bugün fırtınanın ortasında kalır mı? Kalır.

Eski kovboy filmlerini seyretmiş olanlar, birazdan anlatacağım sahneyi çok net gözlerinde canlandıracaklardır.

Dışarıda sadece rüzgârın ağaçlarla buluşma ve açık alanda en hızlı haliyle gönlünce esme sesi duyulur, ki bu ses de zaman zaman ürkütücü boyutlara ulaşacaktır.

İşte tam da o sırada sağ taraftan, nereden çıktığı anlaşılamaz halde,  bir çalı yumağı, rüzgârın peşine takılmış, yazarın evinin önünden geçmektedir.

Elbette bu çalı sahnesini bir yazlık mekânla bağdaştırmak, hayaller aleminin en müstesna mevkiinde çoktan kalıcı ve konforlu yerini almış yazar için hiç de zor olmamıştır.

Çalı yumağının halinden memnun, rüzgârın eşliğindeki dönüşlerinde, keyif çayından mahrum kaldığı için içindeki eksikliğin huzursuzluğundaki yazar, fırtınanın sesinde bir çağrı hissederek, ayağa kalkar.

İşaretlerin diline aşikâr, telaşsız ama kararlı adımlarla biraz önce sağ taraftan gelip, sol tarafa gitmek yerine, bulunduğu yerin tam karşısına yönelen çalılığı takip eder.

Yörenin en sakin köşesine kadar devam eder bu takip işi. Sonrasında rüzgâr da çalı da durur. Etrafına, gözlerini dört açıp, bir şeyler bulacağına inanarak bakan yazar, bir kaplumbağanın ona doğru sakin ve yavaş adımlarla geldiğini görür.

“Kusura bakma” der kaplumbağa “benim sana gelmem çok uzun zaman alacaktı,” neler olduğunu anlamaya çalışarak pür dikkat kaplumbağayı dinleyen yazarın gözlerinin içine bakarak devam eder “oysa senin bugün bitmeden bu hikâyeyi yazman lazımdı.”

Bir Yorum Yaz

Your email address will not be published.

Gizlilik Tercihleri

Web sitemizi ziyaret ettiğinizde, tarayıcınızdaki bilgileri genellikle çerezler şeklinde, belirli servislerden saklayabilir. 

Web sitemizi ziyaret ettiğinizde, tarayıcınızdaki bilgileri genellikle çerezler şeklinde, belirli servislerden saklayabilir.